(A1 Okuma) Alışveriş Günü

Levent bugün alışveriş yapıyor. Önce süpermarkete gidiyor. Süpermarkette çok insan var. Orada çeşit çeşit taze meyve ve sebze var ama Levent onları azardan almak istiyor. Levent, marketten sadece ekmek, süt ve yumurta alıyor. Ekmek 10 lira, süt 15 lira, yumurta 20 lira. Kasada kasiyere soruyor:

HİKAYENİN DEVAMI

(C2 Okuma) Dünyanın En Az Okunan Kitabı, Kullanım Kılavuzları

Günümüz dünyasında teknoloji hızla ilerlerken, bazı insanlar hâlâ kullanım kılavuzlarıyla göz göze gelmekten kaçınıyor. Yani, ne gerek var ki? O düğme, basılmak için orada duruyor. Eğer cihaz yine de çalışmazsa, önce biraz sars, sonra daha sert bas. Yine olmadı mı? O zaman bir kapatıp aç, fişi çek, üç saniye bekle, dualar et ve tekrar dene. Çalışmadı mı? Bir daha, bir daha dene. Yeter ki kullanım kılavuzuna bakma. İşte, çağdaş insanın 21. yüzyılda kullanım kılavuzlarıyla olan ilişkisinin bir özeti!

YAZININ DEVAMI

(B1 Sesli Hikaye) “Benim karnım tok, gönlüm aç.”

Ben Meral Kaya. 51 yaşındayım ama ruhen, sanırım, hâlâ 25’im! Yani, en azından sabahları kahvemi içtikten sonra… Mutfak benim hayatım. Çocukken hep annemin peşinden ben de mutfağa giriyordum ama itiraf edeyim, öncelikle yemek yemek için. Yıllar sonra fark ettim ki yemek yapmak da en az yemek yemek kadar güzel!

YAZININ DEVAMI

(Podcast 006) Sokaktaki Lezzetler

Simitten kokoreçe, kültürün lezzet hali

[Müzik]

Intro:

Merhaba arkadaşlar! “Turco Conmigo” podcast’ine hoş geldiniz! Ben Tarkan, ve ben Metehan. Türkçe’yi üç farklı seviyede birlikte keşfedeceğiz. Hazırsanız, başlayalım mı?

Continue reading “(Podcast 006) Sokaktaki Lezzetler”

(B2 Sesli Hikaye) Zamanı İyi Kullan

O gece, aklımdan asla silinmeyecek. Saat gece yarısına yaklaşıyordu ve ben sokaklarda tek başıma yürüyordum. Hafif bir rüzgâr esiyordu; havanın serinliğini tenimde hissedebiliyordum. Üzerimdeki ince ceket soğuğu tam olarak kesmiyordu, ancak yürüyüşümü sürdürebilecek kadar rahattım. Telefonumu çıkardım ve  mesajları kontrol ettim, son altı saattir, her beş dakikada bir olduğu gibi. Hayır, ondan hâlâ bir mesaj yoktu. Özür dilemeyi geçtim, belli ki bana artık “İyi misin?” diye sormaya bile tenezzül etmiyordu. “Unut, Sinan! Sen de onu unut!”

YAZININ DEVAMI