(B2 Sesli Hikaye) Zamanı İyi Kullan

O gece, aklımdan asla silinmeyecek. Saat gece yarısına yaklaşıyordu ve ben sokaklarda tek başıma yürüyordum. Hafif bir rüzgâr esiyordu; havanın serinliğini tenimde hissedebiliyordum. Üzerimdeki ince ceket soğuğu tam olarak kesmiyordu, ancak yürüyüşümü sürdürebilecek kadar rahattım. Telefonumu çıkardım ve  mesajları kontrol ettim, son altı saattir, her beş dakikada bir olduğu gibi. Hayır, ondan hâlâ bir mesaj yoktu. Özür dilemeyi geçtim, belli ki bana artık “İyi misin?” diye sormaya bile tenezzül etmiyordu. “Unut, Sinan! Sen de onu unut!”

Etraf oldukça sakindi; yalnızca uzaklardan gelen, neredeyse zayıf bir uğultu gibi bir müzik sesi duyuluyordu. Derken, birdenbire yaşlı bir adamın sesiyle irkildim:

“Genç adam, zamanı iyi kullan!”

Sözleri kulaklarımda yankılandı. Duraksadım, adama döndüm. Yüzü kırışıklarla kaplıydı, ama gözlerinde keskin bir bilgelik vardı. “Affedersiniz? Anlayamadım.” dedim ama cevap vermedi. Onun yerine hafifçe gülümsedi, ardından ağır adımlarla yoluna devam edip sokağın köşesinde gözden kayboldu. O an için, bu sözleri çok da fazla önemsemedim, doğrusu. Yürümeye devam ettim. Ancak eve ulaşana kadar, adamın sözleri zihnimden çıkmayan bir takıntıya dönüştü. Ne diye bana böyle bir şey söylemişti? Rastgele söylenen bir söz müydü, yoksa bilinçli bir öğüt müydü? O gerçek miydi yoksa bir hayalet mi? O gece uyku tutmadı ama adamın sesi tekrar tekrar kafamda yankılanmaya devam etti.

45 yaşındaydım ama zamanımı gerçekten verimli kullanıyor muydum? Hayatımı sürekli ertelediğimi fark ettim. “Bir gün nasılsa yaparım” diyerek kendime verdiğim sözleri düşündüm; ancak o “bir gün” hiçbir zaman gelmiyordu. Yaşam, akıp gidiyordu ve ben hedeflerimi sürekli sonraya bırakıyordum. Bu şekilde yıllar geçmişti. Sabah uyandığımda kararımı vermiştim: Artık beklemeyecektim.

Uzun zamandır içimde saklı kalan bir tutkum vardı: Gitar çalmak. Ne kadar naif, değil mi? Ama, işte, hep bir bahaneyle erteliyordum. O gün, hiç vakit kaybetmeden bir müzik mağazasına gittim ve kendime, çok pahalı olmayan bir gitar aldım. İlk akorları öğrenirken duyduğum heyecanı anlatamam. Sanki bir anda, 25 yıl öncesine, ilk gitar çalmak istediğim zamana geri gitmiştim. Ama parmaklarım o kadar genç değildi artık; o yüzden, itiraf etmeliyim ki, başlangıçta çok zorlandım. Ancak vazgeçmedim. Her gün düzenli olarak çalıştım, ritmi hissetmeye başladım. Küçük melodiler öğrendim, parmaklarım zamanla güçlendi, hatta şarkılar bile çalmaya başladım. Nihayet, bir parçayı baştan sona kusursuz şekilde çaldığımda, içimi tarifsiz bir mutluluk kapladı.

Şimdi her gün gitar çalıyorum. Bir yıl geçti ve artık arkadaşlarımla küçük konserler veriyorum. İlk kez sahneye çıktığımda kalbim deli gibi atıyordu; ama çalmaya başladığımda benim için sanki dünya duruyor. Son konserimizde, seyircilerin alkışları arasında, bir yıl önce karşılaştığım yaşlı adamın sözlerini düşündüm. Onu bir daha hiç görmemiştim. Kimdi, neden bana böyle bir tavsiyede bulunmuştu bilmiyorum. Ancak tek bir cümlesi hayatımı kökten değiştirdi.

Zaman hızla akıp gidiyor ve ben de artık onunla beraber akıyorum.


Sorular

  1. Sinan’ın sokakta yürüdüğü sırada nasıl bir ruh hali içindeydi? Bunu metinden hangi ipuçlarıyla anlayabiliriz?
  2. Yaşlı adamın “Zamanı iyi kullan” sözü Sinan’ı neden bu kadar etkiledi? Sinan’ın hayatındaki hangi durumlarla bağlantılıydı?
  3. Sinan’ın gitar çalmayı öğrenme süreci nasıl geçti? Bu süreç onun hayatında nasıl bir değişim yarattı?
  4. Metinde zaman kavramı nasıl ele alınıyor? Sinan’ın zamanı algılayışı başlangıçta ve hikâyenin sonunda nasıl farklılaşıyor?
  5. Sizce Sinan’ın yaşadığı bu deneyim gerçek miydi yoksa bir içsel aydınlanma mıydı? Neden böyle düşünüyorsunuz?

Discover more from Turco Conmigo Club

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Deja un comentario