Zamanda Bir Yolculuk

Zamanla ilgili kelimeler, deyimler, kalıp ifadeler ve atasözleri.

TürkçeTürkçe Açıklamaİspanyolcaİngilizce
sürekliAralıksız şekilde, hep aynı durumda kalma durumu.constantemente, sin interrupcióncontinuously, constantly
hemenÇok kısa bir süre içinde, vakit kaybetmeden.inmediatamente, en seguidaimmediately, right away
planlamakBir işi veya etkinliği önceden tasarlamak, düzenlemek.planear, organizarto plan, to organize
yetişmekBir yere veya işe zamanında ulaşmak ya da bir işi zamanında bitirebilmek.llegar a tiempo, alcanzarto arrive on time, to catch up
ertelemekBir işi daha sonraya bırakmak.posponer, aplazarto postpone, to delay
değerlendirmekBir şeyi uygun ve yararlı şekilde kullanmak veya bir konu hakkında karar vermek.aprovechar, evaluarto evaluate, to make use of
odaklanmakBir konuya veya işe bütün dikkatini vermek.concentrarse, enfocarseto focus, to concentrate
Vakit nakittir.Zaman çok değerlidir; boşa harcamak para kaybetmek gibidir.El tiempo es oro.Time is money.
Zaman su gibi akıyor.Zaman çok hızlı geçer.El tiempo vuela.Time flies.
Dün dündür, bugün bugündür.Geçmiş geçmişte kalır. Biz bugüne bakmalıyız.El pasado es pasado, hay que vivir el presente.The past is the past, let’s focus on today.
Demir tavında dövülür.Bir işi yapmak için en uygun zamanı kaçırmamak gerekir.A hierro caliente, batir de repente.Strike while the iron is hot.
Sona kalan dona kalır.İşleri son ana bırakan, zor durumda kalır.Quien deja las cosas para el final, pierde oportunidades.The last one loses out.
Erken kalkan yol alır.Erken hareket etmenin avantajları vardır.A quien madruga, Dios lo ayuda.The early bird catches the worm.
Anı yaşamak.Şimdiki zamana odaklanmak, anda olmak.Vivir el momento, Carpe Diem.Live in the moment, Seize the day.
Zaman her şeyin ilacıdır.Zaman geçtikçe sorunlar hafifler ya da çözülür.El tiempo lo cura todo.Time heals all wounds.
Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye.Uygun zaman geçti, artık yapılacak bir şey kalmadı.Ya pasó la oportunidad, ya no hay nada que hacer.The opportunity has passed, no use crying over spilled milk.
Zaman öldürmek.Boşa, faydasız şekilde zaman geçirmek.Perder el tiempo.To kill time.
Zamana bırakmak.Bir sorunun zaman geçtikçe kendiliğinden çözülmesini beklemek.Dejar que el tiempo resuelva las cosas.To let time take its course.
Zamanla yarışmak.Çok kısıtlı sürede bir işi yetiştirmeye çalışmak.Luchar contra el tiempo.To race against time.
Zaman kaybetmek.Gereksiz yere zaman harcamak veya gecikmek.Perder el tiempo innecesariamente.To waste time.

Discover more from Turco Conmigo Club

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Deja un comentario