Merhaba! Ben Luca, 46 yaşındayım ve İtalyanım. Ama hikayem Türkiye’de geçiyor, çünkü yaklaşık on beş yıldır buradayım. Burası benim ikinci evim gibi oldu.
İtalya’da küçük bir şehirde doğdum. Çocukluğumdan beri tiyatroya ve müziğe büyük bir sevgim vardı. Annem ve babam bu konuda beni hep destekledi. Yedi yaşımda piyano derslerine başladım; piyano çalmak benim için gerçek bir tutkuya dönüştü. Okulda tiyatro kulübündeydim, küçük rollerde sahneye çıkıyordum. Sahne bana her zaman harika hissettirirdi.
Üniversitede tiyatro eğitimi aldım. Mezun olduktan sonra profesyonel bir oyuncu oldum. İtalya’da birçok oyunda rol aldım. Aynı zamanda boş zamanlarımda piyano çalmaya ve küçük konserler vermeye devam ettim. Müzik ve tiyatro benim hayatımın en önemli parçaları.
Bir gün, Türkiye’den bir tiyatro grubu ile tanıştım. Onlar bir oyun için İtalya’dalardı. Onlarla konuştum ve birden Türkiye’ye yerleşme fikri ilgimi çekmeye başladı. Türkiye’nin kültürü ve tarihi beni çok etkiledi ve sonunda İstanbul’a taşınmaya karar verdim. Bu büyük bir karardı ama hiç pişman olmadım.
Başlangıçta Türkçe öğrenmek kolay değildi, ama çok çabaladım. Türk arkadaşlarım bana gerçekten çok destek oldu. Şimdi rahatça Türkçe konuşabiliyorum. Türkiye’de hem tiyatro sahnesindeyim hem de piyano dersleri veriyorum. Arada sırada küçük tiyatrolarda ve şirin kafelerde piyano çalıyorum. İnsanlar müziğimi dinlemeyi seviyor, bu da beni mutlu ediyor.
Türkiye’de yaşamayı seviyorum. Yemekler çok lezzetli, insanlar sıcakkanlı ve şehirler çok güzel. Özellikle İstanbul’un enerjisi harika. Boş zamanlarımda kitap okuyorum, yeni yerler keşfediyorum ve arkadaşlarımla vakit geçiriyorum. Bazen İtalya’daki ailemi ve arkadaşlarımı ziyaret ediyorum.
Gelecekte de hayatımı Türkiye’de sürdürmeyi çok istiyorum. Daha fazla oyunda rol almak ve yeni müzikler üretmek en büyük dileğim. Türkiye benim için adeta bir ilham kaynağı. Burada hayatım gerçekten çok mutlu ve dopdolu ilerliyor.

