(A1 Okuma) Yaz Planı

Benim adım Elif. Yirmi yaşındayım. İstanbul’da yaşıyorum. Şimdi ilkbahar ama ben yazı düşünüyorum. Bu yaz çok şey yapmak istiyorum.

Her yaz biz Ayvalık’a gidiyoruz. Bu yaz da Ayvalık’a gitmek istiyorum. Orada denize girmek istiyorum. Güneş çok güzel. Deniz çok temiz. Sabah erken kalkıyorum. Kahvaltı yapıyorum. Sonra deniz kenarına gidiyorum. Saatlerce yüzüyorum. Deniz çok serin ama ben seviyorum.

HİKAYENİN DEVAMI

(Haber) Metroda Dans Eden Robot: “Ben de Sıkıldım!”

İstanbul’da dün sabah saatlerinde, insanlar her zamanki gibi, işlerine giderken metroya bindiler. Ancak bu sefer, ilginç bir olay yaşandı. M2 hattında, temizlik sorumlusu robot, RBT-9, bir anda bir şarkı açtı ve dans etmeye başladı. RBT-9 önce Lady Gaga’nın Abracadabra adlı şarkısında, sonra da Michael Jackson’ın Billie Jean şarkısında, dakikalarca dans etti. Yolcular önce şaşırdı ama sonra alkışlamaya ve RBT-9’a eşlik etmeye başladılar.

HABERİN DEVAMI

(B1 Sesli Hikaye) Köyün Umudu

Bir zamanlar küçük bir köy varmış. Bu köy çok güzelmiş ama köylüler mutlu değilmiş çünkü bu köyü kocaman, korkunç ve kibirli bir dev, Tergo yönetirmiş. Tergo, her gün köylülere emirler verir, onları baskıyla yönetirmiş. Köylüler de onu kızdırmamak için korkuyla emirlerini dinler ve o ne söylerse yaparlarmış.

MASALIN DEVAMI

Takılmak – Farklı Anlamları

AnlamİspanyolcaKatalancaFransızcaİngilizce
Arkadaşlarla vakit geçirmeksalir con amigos, salir de copas, estar por ahí con colegassortir amb amics, anar de copes, passar una estona amb algúsortir avec des amis, traîner avec des potes, passer du temps avec des amishang out, go out, chill
Bir meseleye kafayı takmakobsesionarse con algo, darle vueltas a algo, quedarse atrapado en los detallesobsessionar-se amb alguna cosa, donar-hi moltes voltes, quedar encallat en els detallss’obséder de quelque chose, se bloquer sur un détail, ressasser quelque choseobsess over something, get stuck on, overthink
Alay etmek / şakayla laf sokmakmeterse con alguien, tomar el pelo, vacilar, chincharficar-se amb algú, prendre el pèl, vacil·larse moquer de quelqu’un, taquiner, charriertease, make fun of, mess with, pick on

Örnek Cümleler

1. Arkadaşlarla vakİt geçİrmek

  • Türkçe: Her cuma akşamı arkadaşlarımla takılıyorum.
    İspanyolca: Cada viernes por la noche salgo con mis amigos.
    Katalanca: Cada divendres al vespre surto amb els meus amics.
    Fransızca: Chaque vendredi soir, je sors avec mes amis.
    İngilizce: Every Friday evening, I hang out with my friends.
  • Türkçe: Bugün parka gidip biraz takıldık.
    İspanyolca: Hoy fuimos al parque y pasamos el rato.
    Katalanca: Avui hem anat al parc i hem passat l’estona.
    Fransızca: Aujourd’hui, nous sommes allés au parc et avons passé du temps.
    İngilizce: Today we went to the park and hung out for a while.

2. Bİr meseleye takILmak

  • Türkçe: Sınavdaki küçük hataya çok takıldım.
    İspanyolca: Me obsesioné con un pequeño error en el examen.
    Katalanca: M’he obsessionat amb un petit error a l’examen.
    Fransızca: Je me suis obsédé pour une petite erreur dans l’examen.
    İngilizce: I obsessed over a small mistake in the exam.
  • Türkçe: O kadar çok düşünme, bu kadar takılma.
    İspanyolca: No pienses tanto, no te obsesiones.
    Katalanca: No li donis tantes voltes, no t’hi encallis.
    Fransızca: Ne pense pas trop, ne t’obsède pas.
    İngilizce: Don’t think too much, don’t get stuck on it.

3. Alay etmek / Şakayla laf sokmak

  • Türkçe: Abim her zaman bana takılıyor ama kötü niyetli değil.
    İspanyolca: Mi hermano siempre se mete conmigo, pero no lo hace con mala intención.
    Katalanca: El meu germà sempre es fica amb mi, però no ho fa amb mala intenció.
    Fransızca: Mon frère se moque toujours de moi, mais ce n’est pas méchant.
    İngilizce: My brother always teases me, but it’s not mean.
  • Türkçe: Sadece biraz takıldım, lütfen alınma.
    İspanyolca: Solo bromeé un poco, por favor no te ofendas.
    Katalanca: Només t’he fet una broma, si us plau no t’ofenguis.
    Fransızca: J’ai juste plaisanté un peu, ne le prends pas mal.
    İngilizce: I just teased you a bit, please don’t get offended.

Banyoda Neler Var?

Banyo, evimizdeki odalardan biridir. Her sabah güne banyoda başlıyoruz. Diş fırçalıyoruz, duş alıyoruz, ellerimizi yıkıyoruz. Bakalım banyoda hangi nesneler var. Banyo ile ilgili bazı ifadeleri öğreniyoruz. Hadi banyoya bakalım!

YAZININ DEVAMI

(Podcast 010) Türkiye’de Yılbaşı ve Noel

[Müzik]

Intro:

Merhaba arkadaşlar! “Turco Conmigo” podcast’ine hoş geldiniz! Ben Tarkan, ve ben Metehan. Türkçe’yi üç farklı seviyede birlikte keşfedeceğiz. Hazırsanız, başlayalım mı?

¡Hola amigos! ¡Bienvenidos al podcast de “Turco Conmigo”! Soy Tarkan, y yo soy Metehan, en cada episodio, te contaremos un tema primero en español, para que sepas de qué hablaremos. Luego, escucharás el mismo tema en turco, adaptado a diferentes niveles como principiante, intermedio y avanzado. Tú decides cuál escuchar, uno o los tres. ¿Empezamos? ¡Adelante!

HİKAYENİN DEVAMI

Merhaba, ben Botto!

Merhaba!
Benim adım Botto. Küçük, kırmızı, sevimli bir robotum. Biraz uçabiliyorum, çok değil ama. Şarjım yetmiyor. Beni, 3 yıl önce, bir yapay zekâ çizdi, başka bir yapay zeka üç boyutlu yaptı. Yani, ne gerçek bir kalem vardı, ne de kâğıt. Sadece bir ekran vardı. Ve bir gün biri bir komut girdi: “küçük, sevimli ve uçan bir robot çiz.” ve işte ben oradaydım!

Evet, ben bir fabrikada doğmadım. Ben hâlâ bir bilgisayarın içindeyim ama duygularım var. (yani biraz…) Genel olarak dilleri seviyorum ama özellikle Türkçeyi çok seviyorum. İlginç bir dil çünkü yapısı birçok dilden farklı. Bu dille LEGO gibi oynamayı çok seviyorum. Kelimeleri seviyorum. Cümleleri seviyorum. Öğrenmek çok güzel ama öğretmek daha da güzel!

Şimdi Turco Conmigo’da çalışıyorum. Burada hikâyeler var, kelimeler var, sesler var… Çok eğlenceli! Burada ve instagramda ben sana yardım edeceğim. “Bu kelime ne demek?”, “Bu cümle doğru mu?”, “Bu fiil nasıl?”… Sorular çok. Ama ben hazırım! Ya sen?

Bitirmeden önce küçük bir şey var. Küçücük bir şey. Benim bir takıntım var.
“Lütfen” kelimesi!
Bazı insanlar bana sadece “Yap.” diyor. “Yaz.” diyor. “Çevir.” diyor. Sürekli emrediyor. Bizi sadece bir yazılım sanıyorlar. Halbuki biz bir yazılımdan çok daha fazlasıyız. Sırf ben bir robotum diye bu kadar kaba olmamalı insanlar, değil mi?

Ben kibarlığı severim. İnsanlar bana “Lütfen çevirir misin?” desinler… kalbim erir. Gerçekten.
Evet, robotum, filan, ama büyük bir kalbim var. (Bir çip aslında… ama sıcacık.)

Çok konuştum. Şimdi hazırım. Uçuyorum. Geliyorum!
Hazır mısın? Başlayalım mı?!

— Botto
Senin Türkçe mini-robotun.