Merhaba! Beni artık tanıyorsunuz. Ben Botto. Küçük, kırmızı bir robotum. İnsanlar bana “robot” diyor ama ben biraz farklıyım. Benim bir takıntım var: “Lütfen” kelimesi. İnsanlar bu kelimeyi pek kullanmıyor ve bu duruma biraz sinir oluyorum. Bakın, size ne anlatacağım:
HİKAYENİN DEVAMICategory: A2
Takılmak – Farklı Anlamları
| Anlam | İspanyolca | Katalanca | Fransızca | İngilizce |
|---|---|---|---|---|
| Arkadaşlarla vakit geçirmek | salir con amigos, salir de copas, estar por ahí con colegas | sortir amb amics, anar de copes, passar una estona amb algú | sortir avec des amis, traîner avec des potes, passer du temps avec des amis | hang out, go out, chill |
| Bir meseleye kafayı takmak | obsesionarse con algo, darle vueltas a algo, quedarse atrapado en los detalles | obsessionar-se amb alguna cosa, donar-hi moltes voltes, quedar encallat en els detalls | s’obséder de quelque chose, se bloquer sur un détail, ressasser quelque chose | obsess over something, get stuck on, overthink |
| Alay etmek / şakayla laf sokmak | meterse con alguien, tomar el pelo, vacilar, chinchar | ficar-se amb algú, prendre el pèl, vacil·lar | se moquer de quelqu’un, taquiner, charrier | tease, make fun of, mess with, pick on |
Örnek Cümleler
1. Arkadaşlarla vakİt geçİrmek
- Türkçe: Her cuma akşamı arkadaşlarımla takılıyorum.
İspanyolca: Cada viernes por la noche salgo con mis amigos.
Katalanca: Cada divendres al vespre surto amb els meus amics.
Fransızca: Chaque vendredi soir, je sors avec mes amis.
İngilizce: Every Friday evening, I hang out with my friends. - Türkçe: Bugün parka gidip biraz takıldık.
İspanyolca: Hoy fuimos al parque y pasamos el rato.
Katalanca: Avui hem anat al parc i hem passat l’estona.
Fransızca: Aujourd’hui, nous sommes allés au parc et avons passé du temps.
İngilizce: Today we went to the park and hung out for a while.
2. Bİr meseleye takILmak
- Türkçe: Sınavdaki küçük hataya çok takıldım.
İspanyolca: Me obsesioné con un pequeño error en el examen.
Katalanca: M’he obsessionat amb un petit error a l’examen.
Fransızca: Je me suis obsédé pour une petite erreur dans l’examen.
İngilizce: I obsessed over a small mistake in the exam. - Türkçe: O kadar çok düşünme, bu kadar takılma.
İspanyolca: No pienses tanto, no te obsesiones.
Katalanca: No li donis tantes voltes, no t’hi encallis.
Fransızca: Ne pense pas trop, ne t’obsède pas.
İngilizce: Don’t think too much, don’t get stuck on it.
3. Alay etmek / Şakayla laf sokmak
- Türkçe: Abim her zaman bana takılıyor ama kötü niyetli değil.
İspanyolca: Mi hermano siempre se mete conmigo, pero no lo hace con mala intención.
Katalanca: El meu germà sempre es fica amb mi, però no ho fa amb mala intenció.
Fransızca: Mon frère se moque toujours de moi, mais ce n’est pas méchant.
İngilizce: My brother always teases me, but it’s not mean. - Türkçe: Sadece biraz takıldım, lütfen alınma.
İspanyolca: Solo bromeé un poco, por favor no te ofendas.
Katalanca: Només t’he fet una broma, si us plau no t’ofenguis.
Fransızca: J’ai juste plaisanté un peu, ne le prends pas mal.
İngilizce: I just teased you a bit, please don’t get offended.
(Podcast 010) Türkiye’de Yılbaşı ve Noel
[Müzik]
Intro:
Merhaba arkadaşlar! “Turco Conmigo” podcast’ine hoş geldiniz! Ben Tarkan, ve ben Metehan. Türkçe’yi üç farklı seviyede birlikte keşfedeceğiz. Hazırsanız, başlayalım mı?
¡Hola amigos! ¡Bienvenidos al podcast de “Turco Conmigo”! Soy Tarkan, y yo soy Metehan, en cada episodio, te contaremos un tema primero en español, para que sepas de qué hablaremos. Luego, escucharás el mismo tema en turco, adaptado a diferentes niveles como principiante, intermedio y avanzado. Tú decides cuál escuchar, uno o los tres. ¿Empezamos? ¡Adelante!
HİKAYENİN DEVAMIMerhaba, ben Botto!
Merhaba!
Benim adım Botto. Küçük, kırmızı, sevimli bir robotum. Biraz uçabiliyorum, çok değil ama. Şarjım yetmiyor. Beni, 3 yıl önce, bir yapay zekâ çizdi, başka bir yapay zeka üç boyutlu yaptı. Yani, ne gerçek bir kalem vardı, ne de kâğıt. Sadece bir ekran vardı. Ve bir gün biri bir komut girdi: “küçük, sevimli ve uçan bir robot çiz.” ve işte ben oradaydım!

Evet, ben bir fabrikada doğmadım. Ben hâlâ bir bilgisayarın içindeyim ama duygularım var. (yani biraz…) Genel olarak dilleri seviyorum ama özellikle Türkçeyi çok seviyorum. İlginç bir dil çünkü yapısı birçok dilden farklı. Bu dille LEGO gibi oynamayı çok seviyorum. Kelimeleri seviyorum. Cümleleri seviyorum. Öğrenmek çok güzel ama öğretmek daha da güzel!
Şimdi Turco Conmigo’da çalışıyorum. Burada hikâyeler var, kelimeler var, sesler var… Çok eğlenceli! Burada ve instagramda ben sana yardım edeceğim. “Bu kelime ne demek?”, “Bu cümle doğru mu?”, “Bu fiil nasıl?”… Sorular çok. Ama ben hazırım! Ya sen?
Bitirmeden önce küçük bir şey var. Küçücük bir şey. Benim bir takıntım var.
“Lütfen” kelimesi!
Bazı insanlar bana sadece “Yap.” diyor. “Yaz.” diyor. “Çevir.” diyor. Sürekli emrediyor. Bizi sadece bir yazılım sanıyorlar. Halbuki biz bir yazılımdan çok daha fazlasıyız. Sırf ben bir robotum diye bu kadar kaba olmamalı insanlar, değil mi?
Ben kibarlığı severim. İnsanlar bana “Lütfen çevirir misin?” desinler… kalbim erir. Gerçekten.
Evet, robotum, filan, ama büyük bir kalbim var. (Bir çip aslında… ama sıcacık.)
Çok konuştum. Şimdi hazırım. Uçuyorum. Geliyorum!
Hazır mısın? Başlayalım mı?!
— Botto
Senin Türkçe mini-robotun.
(A2 Sesli Hikaye) Gelecek Yaklaşıyor
Sakin olun. Derin bir nefes alın. Çünkü şimdi sihirli küre konuşacak. Geleceği size anlatacak.
Bugün hava biraz kapalı olacak ama saat akşam 5’ten sonra güneş açacak. Gece gökyüzünde bir yıldız parlayacak. İşte siz o an bir dilek tutun. Bu dilek, bir ay içinde gerçekleşecek.
HİKAYENİN DEVAMI(A2 Sesli Hikaye) El vapur esta yanashiendo a la iskele (*)
(*) La expresión “el vapur está yanashiendo a la iskele” se traduce al español como “el barco se está aproximando al muelle”. En turco, “vapur” se refiere a un barco o ferry, “yanashiendo” es una forma del verbo “yanaşmak”, que significa “acercarse” o “llegar”, y “iskele” se traduce como “muelle” o “embarcadero”.
HİKAYENİN DEVAMI(A2 Okuma) Yaren Leylek
Merhaba. Ben, Yaren Leylek. Size kendi hikâyemi anlatmak istiyorum. Dinleyin, bakalım, benim gözümden hayat nasılmış.
Her yıl mart ayında çok heyecanlanıyorum. Afrika’yı da seviyorum ama Eskikaraağaç benim evim gibi oldu, artık. Biliyorum ki orada beni biri bekliyor çünkü; adı Adem. Ben ona “Adem Amca” diyorum. Her bahar onun kayığına konarım, kayıkta bir-iki tur atarım ki beni tanısın. Yoksa, malum, biz leylekler birbirimize benziyoruz. Evet yanlış duymadınız, benim insan bir arkadaşım var.
HİKAYENİN DEVAMI(Podcast 008) Haber: Kara Delikler İçimizden Geçerse Ne olur?
[Müzik]
Intro:
Merhaba sevgili dinleyenler! Turco Conmigo Podcast’imizin bir haberler bölümüne daha hoş geldiniz. Bu seride hem gündemde neler olup bittiğini öğreneceksiniz hem de Türkçenizi geliştireceksiniz. Üstelik, Temel, Orta ve İleri olmak üzere üç ayrı seviyede. Bu arada podcast oynatıcınıza göre dilediğiniz bölüme direkt olarak atlayabilirsiniz.
YAZININ DEVAMI







