BOTTO yaz aylarında Bodrum’a geldi. Hava sıcak, deniz masmaviydi. BOTTO tabii ki denize hiç girmedi ama gündüzleri plajda yürüdü, akşamları limanda ışıkları izledi. Bir sabah güneş doğmadan önce uyandı ve limana gitti. Tahta iskelede yaşlı bir balıkçı vardı. Adı Hasan’dı. Elinde uzun bir olta, yanında küçük bir kova vardı.
BOTTO ona selam verdi. “Günaydın, beyefendi, bana balık tutmayı öğretebilir misiniz, lütfen?” dedi. Hasan gülümsedi. “Tabii ki,” diye cevapladı. “Önce oltayı hazırlayalım.” Hasan ipi uzattı, iğneye küçük bir ekmek parçası taktı. “Bu yem,” dedi. “Şimdi ‘olta atma’ zamanı.” BOTTO oltayı kaldırdı, dikkatle denize fırlattı. Su yüzeyinde bir daire oluştu.
Bir süre beklediler. “Balık tutmak için sabır gerekir,” dedi Hasan. BOTTO denizi seyretti. Yavaş dalgalar tekneye vurdu. Martılar havada uçtu. On dakika geçti. Birden BOTTO’nun ipi titredi. “Çek, çek!” diye bağırdı Hasan. BOTTO yavaşça ipi çekti. Parlak bir çipura sudan çıktı. BOTTO şaşırdı, sevinçle “Başardım!” dedi.
Hasan, BOTTO’yla deniz hakkında konuştu. “Sabah erken saatlerde su daha sakindir,” dedi. “Balıklar serin suyu seviyor.” BOTTO başını salladı. Not defterine “sabah”, “serin”, “sakin” kelimelerini yazdı. Hasan oltanın parçalarını gösterdi: kamış, misina, iğne, makara. “Bunların adını bilmek önemlidir.” diye ekledi. BOTTO her kelimeyi yavaşça tekrar etti.
Balığı kovaya koydular. Hasan “Şimdi ikinci adım: balığı temizlemek,” dedi ve cebinden küçük bir bıçak çıkardı. BOTTO parlak bir metal gördü ve antenleri titredi. İçinden, “Sanırım balıkları fotoğraf çekeceğiz ve sonra suya geri atacağız,” diye düşündü. Ama Hasan bıçağı balığın pullarına sürdü. BOTTO o anda paniğe kapıldı. Hasan’ın niyet başkaydı. “Balığı kurtarmak için ne yapabilirim?” diye düşündü.
Hasan bıçağı temizlemek için arkasını döndü ve o anda BOTTO kovadaki balığı aldı, sessizce denize bıraktı. Balık hemen yüzdü ve oradan uzaklaştı. Hasan kovaya baktı, balık yok! Bir anlığına şaşırdı ama güldü ve, “Demek ki kapağı iyi kapatmadık; balık kaçmış,” dedi. BOTTO onunla göz göze gelmemek için kafasını başka tarafa çevirdi.
Biraz sonra ikinci balığı Hasan tuttu; bu sefer küçük bir sardalyaydı. BOTTO “Ben bu balığı tartayım,” dedi ve Hasan’ı oyaladı. Aynı numarayı yaptı: balık hooop tekrar denize. Üçüncü balık ipten kurtuldu ve kendisi kaçtı. Hasan omuz silkti. “Bu iş biraz kısmet işi.” dedi.
Öğleye kadar birkaç kere daha denediler ama her seferinde balık bir şekilde suya döndü. Hasan kovasını topladı. “Bugün kısmet böyleymiş,” dedi. BOTTO rahatladı. “En azından güzel hava, güzel sohbet,” diye düşündü.
Onlar sonra, sahilde çay ve simit aldılar. Bir taşın üstüne oturdular ve denizi seyrettiler. BOTTO, o sırada, yeni kelimeleri defterine ekledi: “kaçmak, kurtarmak, yaşamak.” Gün batımında gökyüzü kırmızı ve turuncu oldu. BOTTO kendini huzurlu hissetti. Yeni kelimeler ve denizde bir sürü dost kazandı ama bir daha balık tutmak istemedi.
Sorular
- BOTTO limanda kimi gördü?
- “Yem” olarak ne kullandılar?
- BOTTO ilk hangi balığı tuttu?
- BOTTO balığı nasıl kurtardı?
Discover more from Turco Conmigo Club
Subscribe to get the latest posts sent to your email.

