En “Benim teknolojiyle meknolojiyle işim olmaz!” diyen insanın bile hayatının bir noktasında televizyonun uzaktan kumandasıyla bir macerası olmuştur. Kumanda çalışmıyor mu? İlk refleks, pil yuvasına anlamlı bakışlar atarak (varsa okuma gözlükleriyle), pilleri çıkarıp tekrar takmaktır. Eğer hâlâ yanıt yoksa, birkaç kez sertçe vurmak genellikle işe yarar. Daha doğrusu bunun işe yaraması beklenir. Buna rağmen, Mars’ın retro yapması veya Güneş’ten Dünya ulaşan manyetik dalgalar gibi olası sebeplerle yine çalışmadıysa, “Bu kumanda bozulmuş!” diyerek masanın üzerine sinirle fırlatılır. Siz siz olun, önce sakin kalın ve sessizce televizyonun fişi takılı mı, diye bir kontrol ediverin. Bana inanmıyorsanız, kullanım kılavuzun “olası sorunlar” kısmına bir göz atın. Orada da yazıyordur.
Bilgisayarlar ise modern insanın sabır eşiğini ölçen icatlardan bir diğeridir. Ekran donduğunda, ilk yapılan şey aynı donuklukla ekrana geri bakmaktır. Çok değil, birkaç saniye ama bir ömür kadar uzun “birkaç saniye”. Hayatınızın bir film şeridi gibi gözlerinizin önünden aktığı birkaç saniye. Göz yaşlarınızı tutmakta zorlandığınız, size sonsuz gibi gelen birkaç saniye. Biraz biraz kendinize gelir gibi olduğunuzda, ilk önce ekranda rastgele noktalara, sağa, sola tıklanır, tepki alamayınca mouse daha hızlı hareket ettirilir. CTRL + ALT + DELETE de çoğu kez sonuç vermez. Eğer şanslıysanız, Windows size “Yanıt Vermiyor” mesajı göstererek “Evet” ya da “Hayır” arasında seçim yapmanızı ister. Halbuki gerçekte sadece tek bir seçeneğiniz vardır: Maalesef, o bilgisayarı kapatıp açacaksınız ve tekrar açıldığında (açılırsa eğer) sorunsuz çalışması ya da hiç değilse, son çalıştığınız dosyayı kurtarmak için artık, totem, adaçayı, nazar boncuğu ve bildiğiniz ne kadar dua varsa üst üste koyup okursunuz. Kullanma kılavuzu bu aşamada ancak servis numarasını bulup aramanız için orada size tebessüm etmektedir.
Kuşkusuz kablosuz bağlantı sorunları da teknolojiyle olan mücadelemizin bir parçasıdır. Wi-Fi bağlantısı koptuğunda, hemen modeme bir bakış atılır, led ışıklar doğru olarak yanıyor mu, hızlıca analiz edilir. Sahi, hangileri yanıyordu, soldan üçüncü hep mi yanıp sönüyordu yoksa şimdi mi öyle? Bu arada, henüz bitirmediğin emaili, ne olur ne olmaz, bir CTRL+C (Mac’de CMD+C) hamlesiyle kopyalamayı unutmasan iyi olur. Ardından usul usul modeme yaklaşılır, bir umut, modemin arkasındaki açma kapama düğmesi el yordamıyla bulunur ve basıp içinden 10’a kadar sayılır. Çözüm olmazsa, artık cevabı biliyorsun. Servis numaraları, kullanım kılavuzunun arkasında.
Ancak akıllı telefon şirketleri olayı çoktan çözmüş görünüyor. O gıcır gıcır ambalajlanmış paketlerin içinden, kullanım kılavuzunu geçtim, artık şarj cihazı bile çıkmıyor. Peki, ne çıkıyor? Nerede kullanılacağı belli olmayan sticker’lar. Biliyorlar işte, nasılsa kimse kılavuz mılavuz okumayacak. Bir sorun olursa ya internete, ya servise. Hızlı mı şarj etmek istiyorsun? Uçak moduna al. Yavaş mı çalışıyor? Kapatıp aç. Suya mı düşürdün? Pirincin içine koy. Bir tek ekran koruyucu takarken, hava kabarcığı oluşmasına çare bulamadılar. O da kullanım kılavuzu en çok okunanlardan ürünlerden olmasına rağmen. Düşün artık!
İşte böyle, insanlık ile teknoloji arasında yer yer aşk hikayesi, yer yer amansız bir mücadele bir dizi heyecanında devam ediyor. İnsanlar yaşlanıyor, cihazlar bozuluyor ama kullanım kılavuzları hâlâ ilk günkü kadar tertemiz duruyor, kim bilir hangi çekmecenin bir köşesinde. Hatta ait olduğu cihaz çoktan çöpe gitmişken. Bir gün hakkettikleri yere geleceklerini umuyorum.
Discover more from Turco Conmigo Club
Subscribe to get the latest posts sent to your email.

