(Podcast 006) Sokaktaki Lezzetler

Simitten kokoreçe, kültürün lezzet hali

[Müzik]

Intro:

Merhaba arkadaşlar! “Turco Conmigo” podcast’ine hoş geldiniz! Ben Tarkan, ve ben Metehan. Türkçe’yi üç farklı seviyede birlikte keşfedeceğiz. Hazırsanız, başlayalım mı?

¡Hola amigos! ¡Bienvenidos al podcast de “Turco Conmigo”! Soy Tarkan, y yo soy Metehan, juntos, vamos a explorar el turco en tres niveles diferentes, como principiante, intermedio y avanzado. ¿Comencemos? ¡Adelante!

ÖZET

El tema de hoy es la comida callejera en Turquía. 

En Turquía, especialmente en grandes ciudades como Estambul, la comida callejera es parte esencial de la vida diaria. Con el ritmo rápido y ajetreado de Estambul, cuando la gente quiere algo sabroso y práctico, la comida callejera siempre está ahí. Estos sabores reúnen a todos: desde oficinistas hasta estudiantes y turistas. Si caminas por las calles de Estambul, seguramente te encontrarás con carritos vendiendo simit, esos olores irresistibles de los puestos de döner o las barcas que venden pescado en pan. Lo mejor de esta comida es que es rápida, deliciosa y asequible. Además, siempre hay oportunidad para charlar un poco con alguien mientras comes.

Uno de los reyes de la comida callejera en Estambul es, sin duda, el simit. Este pan en forma de aro cubierto de sésamo es perfecto por la mañana con un té y un poco de queso. Luego tenemos las midye dolma, especialmente populares por la noche o ya bien entrada la madrugada. Son mejillones rellenos de arroz especiado, y cuando les exprimes un poco de limón, dejan un sabor inolvidable. También está el kokoreç, un verdadero salvador para el hambre nocturna. Se prepara con tripas sazonadas y se sirve dentro de un pan, especialmente sabroso cuando se cocina al carbón. Tantuni es otro favorito; carne finamente picada, cocinada en una plancha y servida en pan de pita con verduras frescas. Y claro, no podemos olvidar el famoso “hamburguesa mojada” (ıslak hamburger), un bocadillo suave cubierto con salsa de ajo y calentado al vapor. Es perfecto para aquellos que buscan algo para picar después de una noche de fiesta.

En Estambul también están los puestos de pescado en pan, el pilav con garbanzos y los carritos de castañas, que son muy típicos. El bocadillo de pescado del Puente de Gálata es un clásico; pescado fresco con lechuga y cebolla que sabe genial. Y en invierno, las castañas calientes llenan las calles de un olor delicioso. ¡Cuidado al morder, a veces están muy calientes!

¿Y qué hay de las otras ciudades? En Izmir, el gevrek y el boyoz son muy conocidos. El gevrek es parecido al simit de Estambul, pero más crujiente y con más sésamo. El boyoz se come por la mañana con un huevo cocido y un té. Curiosamente, la palabra “boyoz” viene del español “bollo”, y fueron los judíos sefardíes que emigraron desde España en 1492 quienes trajeron esta delicia a Izmir. También está el söğüş, que es carne de cabeza cocida con tomate, cebolla y especias; es un plato ligero, perfecto para los días calurosos de verano.

En Ankara, el döner es la comida callejera más popular. Se sirve con pan de pita o lavaş y, por lo general, se come al mediodía. Siempre va acompañado de pepinillos, que son el mejor complemento para el döner.

En resumen, la comida callejera no solo llena el estómago, también refleja la esencia de cada ciudad. Cada bocado nos conecta con el espíritu del lugar. ¡Que aproveche!

 Ahora que ya conoces el tema, empecemos con el nivel…

Nivel Principiante

Temel Seviye

Türkiye’de sokakta çok lezzetli yiyecekler var. İstanbul gibi büyük şehirlerde bu yiyecekler çok popülerdir. Bazen çalışanlar, turistler ya da öğrenciler sokaktayken acıkırlar, ama onlar acele içinde olurlar ve yemek yemek için zamanları yoktur. O zaman sokakta hızlıca simit, döner ve balık ekmek yiyebilirler. Bu yemekler hızlı ve ucuzdur. Herkes bu lezzetleri çok sever.

İstanbul’da en ünlü yiyeceklerden biri simittir. Simit, susamlı bir halka ekmektir. Çay ve peynirle çok güzel gider. Başka bir yiyecek de midye dolmasıdır. Midye dolması, limon sıkılarak yenir. Kokoreç ise ekmek arası  baharatlı sakatattan oluşan bir yiyecektir. Geceleri çok güzel olur. Tantuni de lezzetlidir; küçük et parçaları ekmek içinde sunulur. Islak hamburger ise soslu ve yumuşak bir hamburgerdir. Gece dışarda eğlendikten sonra birçok insan bu hamburgeri tercih eder.

Balık ekmek tekneleri de çok popülerdir. Galata Köprüsü’nde balık ekmek yemek çok eğlencelidir. Kışın ise sokaklarda kestane satılır. Sıcacık kestaneler çok lezzetlidir ve elde tutmak da çok keyiflidir.

İzmir’de gevrek ve boyoz çok ünlüdür. Gevrek, İstanbul simidine benzer ama daha çıtırdır. Boyoz ise sabahları yumurta ve çayla yenir. Söğüş de soğuk bir yiyecektir ve yazın çok sevilir.

Ankara’da ise döner çok ünlüdür. Et lavaş ya da pide arasında sunulur. Yanında turşu da olur. Bu da çok lezzetlidir.

Sokak yemekleri karnımızı doyurur ve o şehrin havasını hissettirir. Afiyet olsun!

Nivel Intermedio

Orta Seviye

Türkiye’de, özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde sokak yemekleri, günlük hayatın önemli bir parçasıdır. İstanbul’un hızlı temposunda insanlar, lezzetli ve pratik yiyecekler aradıkları zaman sokak yemekleri kurtarıcı olur. Bu yemekler, çalışanlar, öğrenciler ve turistler için ortak bir buluşma noktasıdır. İstanbul’da yürüyüş yaparken simit satan arabalar, döner tezgahları ya da balık ekmek tekneleri karşınıza çıkar. Hem hızlı hem de uygun fiyatlı olmaları bu yemekleri vazgeçilmez yapar. Yanınızdaki kişiyle bile kısa bir sohbet etmek bile mümkündür.

İstanbul’un en ünlü sokak lezzetlerinden biri simittir. Susam kaplı bu çıtır halka ekmek, çay ve peynirle çok güzel gider. Midye dolma ise limon sıkılarak yenen, özellikle akşamları hatta geceleri tercih edilen bir lezzettir. Kokoreç ise gece geç saatlerde acıkanlar için idealdir. Baharatlarla tatlandırılmış sakatat, ekmek arasında servis edilir. Tantuni de çok popülerdir; ince doğranmış et, sac üzerinde pişirilir ve lavaş içinde sunulur. Islak hamburger ise sarımsaklı sosla kaplanmış, buharda yumuşatılmış bir lezzettir ve eğlence sonrası çok tercih edilir.

İstanbul’da ayrıca balık ekmek tekneleri, nohutlu pilav ve kestane tezgahları da çok popülerdir. Galata Köprüsü’ndeki balık ekmekler harika bir atıştırmalıktır. Kışın kestane tezgahları sokakları mis gibi bir kokuyla doldurur.

İzmir’de, gevrek ve boyoz, en bilinen sokak lezzetleridir. Gevrek, İstanbul simidine benzer ama daha çıtırdır. Boyoz ise sabahları haşlanmış yumurta ve çayla yenir. Boyozun kökeni İspanyolca “bollo” kelimesinin çoğulu “bollos”tan gelir ve Sefarad Yahudileri tarafından İzmir’e getirilmiştir. Söğüş ise kelle eti, domates, soğan ve baharatlarla hazırlanır, yazın serin serin tüketilir.

Ankara’da ise döner en ünlü sokak yemeğidir. Lavaş ya da pide arasında servis edilir ve yanında mutlaka çubuk turşusu olur.

Sokak yemekleri sadece karın doyurmakla kalmaz, şehirlerin karakterini de yansıtır. Afiyet olsun!

Nivel Avanzado

İleri Seviye

Türkiye’de, özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde sokak yemekleri, günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası. İstanbul’un o hızlı ve koşturmalı temposunda, insanlar hem lezzetli hem de pratik bir şeyler aradığında, sokak yemekleri yetişir imdada. Bu lezzetler, beyaz yakalılardan öğrencilere, turistlerden sokakta koşturan herkese kadar insanları bir araya getirir. İstanbul’da yürüyüşe çıktığınızda, simit satan seyyar arabalar, köşe başlarında mis gibi döner kokuları ya da balık ekmek tekneleri illa ki karşınıza çıkar. Bu yemeklerin en güzel yanı, hızlı, lezzetli ve uygun fiyatlı olması. Bir de, sokakta yemek yerken tanımadığınız insanlarla bile iki lafın belini kırmak da mümkün tabii ki.

Sokak lezzetlerinin yıldızlarından biri, sanırım simit olmalı. Susamla kaplanmış bu çıtır halka ekmek, sabahları çayla ve biraz peynirle enfes gider. Midye dolma ise, özellikle akşam saatlerinde, hatta gecenin ilerleyen vakitlerinde karşınıza çıkan bir başka efsane lezzet. Limon sıkıp mideye indirdiğinizde, o baharatlı pilav damağınızda unutulmaz bir iz bırakır. Bir de kokoreç var tabii, gecenin geç saatlerinde bir kurtarıcı olarak çıkar karşınıza. Baharatlarla tatlandırılmış sakatatın ekmek arasına girmesiyle hazırlanır, hele bir de kömür ateşinde pişti mi, değmeyin keyfine. Tantuni de ondan aşağı kalmaz; ince ince doğranmış et, sac üzerinde pişer, lavaş içinde sebzelerle sunulur. Tadı damağınızda kalır. Islak hamburger ise bambaşka bir alem; sarımsaklı sosla kaplanmış, buhar dolu dolaplarda bekletilen yumuşacık hamburgerlerden bahsediyoruz. Eğlence sonrası “bir şeyler atıştıralım” diyenlerin gözdelerindendir.

İstanbul’da ayrıca balık ekmek tekneleri, nohutlu pilav tezgahları ve kestane tezgahları da olmazsa olmazlardan. Galata Köprüsü’nün altında hazırlanan balık ekmek, taze balığın marul ve soğanla buluştuğu, enfes bir atıştırmalık sunar. Kış aylarında ise kestane tezgahları sokakları mis gibi bir kokuyla doldurur. O sıcacık kestaneleri elde tutup yemek, insanın içini ısıtır. Ama dikkat, bazen fazla sıcak olabiliyor!

Peki ya, İstanbul dışındaki şehirler? İzmir’de gevrek ve boyoz en bilinen sokak lezzetlerindendir. Gevrek, İstanbul simidinden daha çıtırdır, susamı da boldur. Boyoz ise sabahları haşlanmış yumurta ve çayla birlikte tüketilir. Bu arada, boyozun kökeni İspanyolca “bollo” (çörek) sözcüğünün çoğulu olan “bollos”tan geliyor. 1492’de İspanya’dan Osmanlı topraklarına göç eden Sefarad Yahudileri bu lezzeti İzmir’e kazandırmış. Bir de söğüş var İzmir’de tabii ki; haşlanmış kelle eti, domates, soğan ve baharatlarla hazırlanır, özellikle yazın serin serin iyi gider.

Ankara’ya gelirsek, döner başlıca sokak yemeğidir. İncecik kesilmiş etin lavaş ya da pide arasında servis edilmesiyle hazırlanır, genelde öğle saatlerinde tercih edilir. Yanında çubuk turşusu olmazsa olmazlardandır; dönerin eee… arkadaşıdır, diyelim.

Kısacası, sokak yemekleri sadece karın doyurmakla kalmaz, o şehirlerin karakterini de yansıtır. Bu lezzetler, şehrin sokaklarında attığınız her adımda size o yerin ruhunu hissettirir. Eh, afiyet olsun!

  • Veee yine Metehan yanımda. Hoş geldin, ne haber?
  • İyilik sağlık, sağ ol. Senden?
  • İyiyim ben de. Biliyor musun, bugünkü konumuzu?
  • Evet, evet. Sokak yemeklerinden konuşacağız bugün galiba, değil mi?
  • Aynen öyle. Vallahi, bu mevzu sensiz konuşulmaz, Mete! Mutfak deyince, sen!
  • Bak şimdi, duyan da, kim bilir, neler düşünecek. Ama haklısın. Mutfak işlerini severim ve birazcık anlarım da! 
  • Birazcık?!
  • Yani, işte biraz tevazu göstereyim, dedim. 😁 Bilirim, hangi gıdalar hangi baharatlarla gider, nasıl tüketilir, vesaire…
  • …ve ben de bunu en yakından bilen, tadan şanslı insanlardan biriyim, malum! 
  • Afiyet olsun.
  • Ellerine sağlık! Geçelim mi sorulara?
  • Hadi bakalım, adelante!

Soru ve Cevaplar

  1. İstanbul’daki sokak yemeklerinden başlamak gerekirse, senin favorin hangisi?

İstanbul’da sokak lezzetleri, sadece karın doyurmaz; şehrin ruhunu, tarihini ve sokakların hikâyelerini taşır. Favori seçmek zor, çünkü her biri bir anıya dokunur. Ama sanırım simit benim için her zaman ayrı bir yerde. Tabii, her yerin simidi olmaz; bazı semtlerin fırınları özeldir. Küçüklüğümden beri Eminönü ve Karaköy vapur iskelelerinin önündeki tezgahlardan aldığım simitlerin lezzeti bir başkaydı. O çıtır susam kokusu, içinin yumuşaklığı… Muhtemelen o simitlerin lezzeti, çevredeki özel fırınlardan geliyordu. O simitleri vapura binip martılarla paylaşmak, İstanbul’un ruhunu hissetmenin en sade ve güzel yoluydu.

Sokak lezzetleri denince bir diğer vazgeçilmezim midye dolma

Beyoğlu sokaklarında yediğiniz midye dolmalar, sokak lezzetlerinin en doyurucu örneklerindendir. Ancak gönlümde asıl yer eden, Kurtuluş’un şarküterilerinde bulunan Ermeni usulü midye dolmadır. Zeytinyağı, fıstık, üzüm ve baharatlarla zenginleştirilen bu tarif, daha rafine bir lezzet sunar ve her lokmada kültürel bir hikâye gizlidir.

– Bu midye dolma konusuna biraz daha girmek istiyorum daha sonra, gerçi. Ama şimdilik bölmeyeyim seni. 

O zaman Kokoreç ile devam edeyim. Bu de İstanbul sokak lezzetlerinin olmazsa olmazıdır, ama sokakta yemek cesaret ister. Çünkü kokoreç çok iyi temizlenmesi gereken bir malzeme. Çocukluğumda Kapalıçarşı’da çalıştığım zamanlar, o bölgede seyyar satıcıların yaptığı kokoreci yemekten çekinmezdim. Çünkü yerleşik esnaf dükkanlarının olduğu bölgelerde, sokak lezzetlerinin belli bir standardı vardır. Kalitesiz ürün sunan bir satıcı, o bölgede bir gün daha duramaz. Bu, İstanbul’un sokak kültüründen gelen bir yaşam bilgisidir. Yine de yurtdışından gelenlere sokakta kokoreç yemelerini önermem; hem hijyen konusunda temkinli olmak adına hem de yerel bakterilere hazırlıksız bir bünyeye sahip olabilecekleri için. Eğer tertemiz ve gerçek bir kokoreç tatmak isterlerse, yıllardır güvenilirliğiyle bilinen, işkembe çorbası ve kokoreç konusunda uzmanlaşmış dükkanlarda yemelerini öneririm. Orada kömür ızgarada dilim şeklinde hazırlanan kokoreç, hem hijyen hem de lezzet açısından mükemmel bir deneyim sunar.

Tavuklu pilav, İstanbul’un sokak lezzetleri arasında özel bir yere sahiptir. Özellikle uzun ve alkollü bir gecenin sonunda, midenizin suyunu alması için birebirdir. Ama bu lezzetin sadece gece yemekleriyle sınırlı olmadığını belirtmek gerekir; aynı zamanda fukara ve öğrenci yemeğidir. İstanbul gibi pahalı bir şehirde, tavuklu pilav, bir öğünü uygun fiyata geçiştirmenizi sağlar. Günlük bütçenize bağlı olarak, pilavınızı tavuk suyuna sade alabilir ya da üzerine tavuk parçaları ve nohut ekleterek lezzeti ve doyuruculuğu artırabilirsiniz.

İstanbul’da sokak midye dolmaları nasıl genelde Mardinlilerin elindeyse, pilav satışı da Vanlıların işidir. Eğer bir pilavcıya “Nerelisin abi?” diye sorarsanız, çoğunlukla Van cevabını alırsınız. Bu da tavuklu pilavın İstanbul sokak kültüründe nasıl köklü bir gelenek olduğunu gösterir.

Tavuklu pilavla ilgili yıllardır süregelen bir efsane vardır: “Evde yapınca böyle lezzetli olmuyor abi ya!” Herkes bunu söyler ve gerçekten o sokakta yediğiniz pilavın lezzetini evde yakalamak zordur. Bu lezzetin sırrı ne, kim bilir… Belki devasa kazanlarda pişirilen pilavın farklı bir aroması vardır, belki de sokakta yenilen o atmosfer pilava bambaşka bir tat katar. Ama kerameti her neyse, İstanbul’un tavuklu pilavı, hem mideyi hem de ruhu doyurur.

Topik, İstanbul mutfağının en zarif ve özel mezesidir. Ermeni mutfağından gelen bu eşsiz tat, nohut, tahin, soğan, tarçın ve dolma baharıyla hazırlanır. Dış kısmı nohut ezmesiyle kaplanırken, içi karamelize soğan, çam fıstığı ve tarçınla doldurulur. Bugün Kurtuluş gibi eski Ermeni mahallelerinde hala kışın sokakta satan bir kişi kaldı; çünkü topik, yaz sıcağında çabuk bozulur. Bu lezzet, İstanbul’un çok kültürlü mutfağının en güzel örneklerinden biridir.

Bir başka klasik ise kestane kebabı. Sonbahar yaklaştığında, İstanbul sokaklarında kestane tezgahları hemen kurulur ve köşe başlarında tüten o sıcak kestane kokusu, insanı içine çeker. İspanyolların da bayıldığı bir lezzet olan kestane, özellikle kış aylarında elleri ısıtan ve hafif tatlı bir atıştırmalık olarak vazgeçilmezdir.

Mısır, İstanbul’da dört mevsim bulabileceğiniz başka bir sokak lezzetidir. Haşlama ya da közleme seçenekleriyle hemen her meydanda ve sahil şeridinde karşınıza çıkar.

Buzlu badem, özellikle Beyoğlu sokaklarının klasiklerinden biridir. Taze badem çıktığında, toplanan bademler kırılır, buz dolu bir tepside külahlarla servis edilir. Bu lezzet hem serinletici hem de son derece özenlidir, çünkü hazırlanması büyük emek ister ve bu yüzden biraz pahalıdır.

Bir de boza var, kış gecelerinin vazgeçilmezi. Hafif ekşi bir tatlı olan boza, darı irmiğinden yapılır ve üzeri genelde tarçınla süslenir. Çocukken, “Boooozaaaaa” diye bağıran satıcıların seslerinden korktuğumu hatırlıyorum. Ama o sesler, İstanbul’un kış gecelerinin ritmi gibiydi.

Tatlılara gelince, halka tatlısı, İspanyolların “churro” dediği tatlının bizim mutfaktaki karşılığıdır. Ama biz onu çikolataya değil, şerbete bandırırız ve çıtır çıtır servis ederiz. Tulumba tatlısı ise halka tatlısının en yakın akrabasıdır. İlginç bir detay, çocukluğumda halka tatlısının en çok İstanbul’un kerhanelerinin önünde satılmasıydı ve o zamanlar adı Kerhane Tatlısı olarak bilinirdi. Neden orada satıldığını tahmin etmek size kalmış. 😊

İstanbul’un sokak lezzetleri sadece yemek değil; şehrin kültürünü, ritmini ve yaşam tarzını yansıtan tatlardır.

  1. Şu midye dolmaya geri dönelim. Midye dolma İstanbul’da çok popüler. Peki sence bu lezzet neden bu kadar seviliyor ve tabii iyi bir midye dolma nasıl olmalı?

Midye dolma, İstanbul’da gerçekten bir fenomen. Bence bu kadar sevilmesinin sebebi, hem pratik hem de eğlenceli bir yeme deneyimi sunması. Düşünsene, bir tezgâhın başına geçiyorsun, eline limonu alıyorsun ve başlıyorsun midyeleri yemeye. Sayıyı unutturacak kadar lezzetli oluyor. Midye yedikçe kendinden geçiyorsun, satıcı senin yerine kabukları bir kenarda biriktiriyor. “Tamam, doydum” dediğinde satıcı kabukları sayıp sana fiyat söylüyor. O an bir gülümseme yayılıyor yüzüne, çünkü bu ritüelin kendisi bile başlı başına bir keyif.

Bu lezzetin başka bir sırrı da İstanbul’un kozmopolit mutfağını yansıtması. Midye dolmayı herkes seviyor çünkü çok farklı versiyonları var. Mardinli ustaların yaptığı, bol karabiberli, sade ve diri pirinçli midyeler tam bir sokak klasiği. Ama Ermeni usulü midye dolmanın yeri bende ayrı. Bol soğanlı, içinde fıstık, üzüm, tarçın olan, zeytinyağıyla hazırlanan o dolmalar tam bir sanat eseri. Sokakta bulunmaz ama Kurtuluş gibi yerlerde şarküterilerden alabilirsin.

Peki, iyi bir midye dolma nasıl olmalı? Bence üç şeye dikkat etmek lazım. Birincisi, midyenin taze olması şart. Denizin kokusunu hissettiren midyeler, temizliğine güvenilen ustalar tarafından yapılmalı. İkincisi, iç harcı çok önemli. Pirincin kıvamı diri olmalı, baharatlar dengeli olmalı. Fazla baharat ya da az pişmiş bir pirinç, lezzeti bozabilir. Üçüncüsü de limon! İyi bir midye dolma, üzerine sıkılan limonla tamamlanır. Limon yoksa o deneyim eksik kalır.

Sonuçta midye dolma, sadece bir yiyecek değil; İstanbul sokaklarının neşesi, sohbetlerin ortağı, eğlencenin kapanışıdır. İnsanlar bu yüzden midye dolmaya bayılıyor.

  1. Peki, biraz da İstanbul dışına çıkalım mı? Sen de iz bırakan başka hangi sokak yemekleri geliyor aklına?

Tabii ki, İstanbul sokak lezzetlerini konuştuk, ama Türkiye’nin dört bir yanı sokak yemekleriyle dolu. İzmir’den başlayalım, çünkü İzmir deyince benim aklıma hemen boyoz gelir. Boyoz, aslında İzmir’in olmazsa olmaz lezzetlerinden biri. Kelimenin kökeni, Ladino dilinde ‘börek’ anlamına gelen bollos kelimesinden geliyor. Bu da boyozun İzmir mutfağına Sefarad Yahudileri aracılığıyla dahil olduğunu gösteriyor. Geleneksel olarak mayasız hamurdan yapılır, dışı çıtır çıtır, içi yumuşacık olur. Ama boyoz tek başına yenmez; mutlaka yanına bir haşlanmış yumurta alırsınız. İzmir’in sabah kahvaltılarında bu ikilinin yanına bir de çay eklendi mi, işte tam bir İzmir klasiği!

Bir diğer İzmir klasiği de kelle söğüş. İstanbul’da da kelle söğüş bulabilirsiniz ama İzmir’deki kadar güzel yapıldığını düşünmüyorum. Hatta İstanbul’da kelle söğüş satanlar bile ‘İzmir usulü’ ya da ‘İzmir söğüş’ gibi isimler kullanır. İzmir’de bir gece yarısı yediğim kelle söğüşün hazzını unutamıyorum. Tandırda iyice pişmiş kelle etinin, yanak, dil, beyin gibi parçaları incecik doğranıyor, üzerine bolca kimyon, tuz, pul biber serpilip maydanoz ve soğanla birlikte dürüm yapılıyor. Her lokması ayrı bir keyif. İlginçtir, bu lezzeti bir de Sicilya’da Palermo’da, yine bir gece yarısı sokakta yediğim ekmek arası yürek kavurmada bulmuştum. Sicilya’yla Türkiye’nin sokak mutfakları birbirine çok benziyor. Zaten ünlü tarihçi İlber Ortaylı’nın bir kez dediği gibi, ‘Sicilya zaten İtalya değil.’ Kuzey Afrika, Osmanlı ve Akdeniz mutfaklarının etkileri Sicilya’da da hissediliyor.

İzmir’den devam edecek olursak, kumru ve gevrek de sokak yemekleri arasında sayılır. Ama açıkçası, ben boyoz ve kelle söğüş kadar hayranı değilim. Gevrek, simit gibi ama farklı bir çıtırlığı var. Kumru ise içinde salam, sucuk, kaşar gibi malzemelerle daha dolgun bir sandviç türü. Ama bu ikisi yerine ben İzmir sokak lezzetlerinde boyozu tercih ederim.

Bir de Antep’e gidelim, çünkü Antep sokaklarında sabah erken yenen cartlak kebabı (çağırtlak kebabı) unutulmaz bir lezzet. Cartlak kebabı, kuzunun karaciğer, dalak ve yürek gibi sakatatlarının şişe geçirilerek kömür ateşinde pişirilmesiyle hazırlanır. Sabah 6’da Antep sokaklarında, taze pişmiş cartlak kebabını yanında bol maydanoz, sumaklı soğan ve lavaşla yemek, ağır gelmiyor, aksine enerji veriyor. Üstüne bir de katmer yerseniz, gününüz çoktan şenlenmiş oluyor.

Türkiye’nin her köşesinde böylesine kültürel zenginliği yansıtan sokak yemekleri bulmak mümkün. Her biri bir hikâye anlatıyor, bir geleneği yaşatıyor.

  1. Sokak lezzetleri deyince, olay sadece tat değil, değil mi? Aynı zamanda bir deneyim de var. Mesela Taksim’de bir ıslak hamburger, sadece bir hamburger yemek gibi bir şey değil. Ya da “köprüde balık ekmek yemek” Melike Demirağ’ın şarkısına bile söz olmuş. Neden böyle? Nedir bu sokak yemeklerinin sihri?

Sokak lezzetleri kesinlikle sadece tatla ilgili değil, hatta bazen tat ikinci planda bile kalabilir. Sokak yemeği dediğin, bir hikâye, bir deneyim, bir atmosferdir. Mesela Taksim’de gece yarısı bir ıslak hamburger yiyorsan, o hamburgerin kendisinden çok, öncesinde yaşadıkların, etrafındaki kalabalık ve o hamburgeri yedikten sonra gelen o rahatlama hissi aklında kalır. Taksim’in ışıkları, o karmaşası, ama bir yandan hamburgerin o yumuşak ekmeği ve sosunun sıcaklığı… İşte bu kombinasyon, hamburgeri unutulmaz yapar.

Köprüde balık ekmek yemek, bence bunun en güzel örneklerinden biri. Eminönü’nde ya da Karaköy’de oturuyorsun, bir yanda Boğaz’dan esen hafif rüzgar, martıların sesleri, yanından geçen tekneler… Balık ekmek o kadar sade bir yemek ki, aslında tek başına çok da iddialı değil. Ama o ortamda, o kokuların ve o manzaranın içinde yediğin zaman, başka bir boyuta geçiyorsun. Belki bir şarkının sözlerine girmesinin sebebi de bu; çünkü o yemek değil, bir anı, bir his yaratıyor.

Sokak lezzetlerinin sihri, bence biraz da samimiyetinde saklı. Lüks bir restoranda, steril bir masada oturup yemek yemekle, bir köşe başında eline sıcak bir midye dolma alıp sokak lambasının altındaki tezgâh başında ayakta yemek arasında dünya kadar fark var. Sokakta yemek yerken insan kendini daha rahat, daha özgür hissediyor. Bir yandan satıcıyla sohbet ediyorsun, bir yandan yemeğin hazırlanışını izliyorsun. Her şey çok doğal ve insana dair.

Bir de sokak lezzetleri genelde paylaşılır. Yanında biriyle midye dolmayı yarıştırmak, çocuğunla kestane kebabını bölüşmek ya da arkadaşlarınla bir dürümün tadını çıkarırken gülmek… Bunlar yemek olmanın ötesinde bir bağ kurar. O yüzden sokak yemekleri, hem damağa hem de ruha hitap eder. Tat sadece bir parçasıdır; esas mesele, o anı yaşamak, o atmosferi hissetmektir.

Sokak yemekleri, bir şehrin kalbinde atar. İstanbul’da bir sokak lezzeti yediğinde, aslında o şehrin ruhuyla, insanlarıyla ve tarihiyle bir bağ kuruyorsun. O yüzden, sokak lezzetleri sihirli; çünkü sadece bir tabak yemek değil, bir anı, bir his ve bazen bir aşk yaratıyor.

Veda etmeden önce, bu haftanın ifadesi: Ayaküstü bir şeyler yemek

Ayaküstü bir şeyler yemek sería “Comer algo de pie” o “Comer algo rápido” y se refiere a generalmente la comida callejera o comida rápida.

Y ahora, haz una frase con esta palabra y compártela en los comentarios.

Outro

Evet arkadaşlar, bir bölümün daha sonuna geldik! Umarız Türkçe öğrenirken keyif aldınız ve yeni kelimeler öğrendiniz. Bölümün transkriptini https://turcoconmigo.podbean.com web sitemizde bulabilirsiniz. Ayrıca, bizi Instagram’da @turcoconmigo hesabından takip etmeyi unutmayın!

¡Ya hemos llegado al final de otro episodio, amigos! Esperamos que hayáis disfrutado aprendiendo turco y que hayáis aprendido nuevas palabras. Podéis encontrar la transcripción de este episodio en nuestra web turcoconmigo.podbean.com. No olvidéis seguirnos en Instagram @turcoconmigo. ¡Nos vemos en el próximo episodio. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere hoşça kalın!


Discover more from Turco Conmigo Club

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Deja un comentario