Bir zamanlar, sokaklarda kahkahalar yankılanır, dostluklar omuz omuza kurulurdu. Şimdi ise ekranların ardında kaybolan hayaletlere dönüştük. Ellerimizde telefon, gözlerimiz mavi ışığın hipnotik cazibesine kilitlenmiş durumda. İnsanın varoluşunun temel taşlarından biri olan dokunma hissi, artık sadece dokunmatik ekranlarla sınırlı.
Modern insanın en büyük kabusu, şarjı bitmiş bir telefon ekranına bakmak. Bir mesaj bildirimi gelmeden geçirilen on dakika, sonsuz bir boşluğa düşmekle eşdeğer. Artık sevdiklerimize doğrudan bakmak yerine, onlara emojilerle duygularımızı ifade etmeye çalışıyoruz. “Seni seviyorum” bir ses tonundan ziyade, kalp emojileriyle anlatılıyor. Yüz yüze sohbetler, video görüşmelere, sarılmalar ise GIF’lere dönüştü.
Kafelerde, restoranlarda, hatta park banklarında bile yan yana oturan çiftler, iki ayrı dünyada yaşıyor. İkisi de telefonlarına gömülmüş, biri sosyal medyada sonsuz bir kaydırma seansında, diğeri ise bir mesajın okunup okunmadığını saplantılı bir şekilde kontrol etmekte. Gerçekten yan yana mıyız, yoksa dijital bir boşluğun içine hapsolmuş durumda mıyız?
Eskiden bir odada birkaç insan varken, sohbetin sıcaklığı hissedilirdi. Şimdi ise yan yana otururken bile kilometrelerce uzaktaymış gibi hissediyoruz. Teknoloji, bizi birbirimize bağladığını iddia ederken aslında görünmez duvarlar inşa ediyor. Sosyal medya, sosyal olmanın yeni adı oldu ama asıl ironi şu ki, insanlar birbirleriyle daha az iletişim kurmaya başladı.
Zihnimiz ekranlardan gelen sonsuz bilgiye açık ama yanımızda oturan insanın ne düşündüğünü ne biliyoruz, ne de soruyoruz. Bir yandan dijital dünyada kaybolurken, diğer yandan “gerçek dünya” diye bir şeyin var olup olmadığını çoktan unutmaya başladık bile. Gerçekten ne zaman en son birini dinledik, hissettik, dokunduk?
Belki de dijital çağda insan olmak, sadece fiziksel bir varoluştan ibaret hale geldi. Ruhumuz ekranların ardına hapsolmuşken, bedenlerimiz hala dünyada dolaşıyor. Kim bilir, belki bir gün hepimiz tamamen sanal varlıklara dönüşürüz ve gerçek dünyayı sadece tarih kitaplarında okuruz.
Sorular
- Yazar, insanların sosyal ilişkilerde yaşadığı değişimi nasıl betimliyor?
- Metinde “dokunma hissi” neden önemli bir kavram olarak ele alınmıştır?
- Dijital çağın insan ilişkilerine olumsuz etkileri nelerdir?
- Sosyal medya ve yüz yüze iletişim arasındaki farklar nelerdir?
- Yazar, gelecekte insanlığın nasıl bir dönüşüm geçirebileceğini öngörüyor?
Discover more from Turco Conmigo Club
Subscribe to get the latest posts sent to your email.

